27 Şubat 2010 Cumartesi

İHSAN DOĞRAMACI’YA BİR DE BU AÇIDAN BAKIN

Karalahana turşusu neden olmaz bilir misiniz? Çünkü karalahana sirkeye kanmaz. Sirkeyi görünce yumuşamaz, sirkeyi görünce çözülmez.

Benim yaşımdakiler üç darbeyi kafalarında vura vura gördüler. Bakmayın şimdi “darbelere karşıyız” diye ortalığı ayağa kaldıranlara, onlar 12 Eylül artıkları olarak bütün bu feveranı gösteriyorlar,

12 Eylül, iki gün önce aramızdan ayrılan İhsan Doğramacı’nın bize bıraktığı YÖK’tür...
Orhan Uğuroğlu’nun bir aralar başkanlığını yaptığı, Hulki Cevizoğlu’nun da onun yardımcılığını yaptığı dönemde Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Muhabirleri Derneği diye bir dernek vardı. Ankara Bahçelievler tarafında da merkezi bulunuyordu.
1980 darbesinden sonra Turgut Özal Başbakanlığındaki hükümet kurulduğu günlerden bir akşam, şimdi ANKA ajansının başında oturan o sıralarda da muhabir olan Veli Özdemir ile birlikte oraya gitmiştik. Yanımıza da o sıralarda sanıyorum kadından sorumlu devlet bakanı olarak görev yapan Cemil Çiçek oturmuştu.

Yıl 1989... Belki de 1989’un sonu, 90’nın başı...

Konu konuyu açtı ve üniversite hocalarının 1402 nedeniyle görevlerinden alınmasına geldi. Cemil Çiçek, bunun kendi niyet ve istekleri olmadığını, bütün bunların İhsan Doğramacı’nın başının altından kalktığını söyledi.
“Yani 1402 ile üniversiteden kovulanların arkasında Doğramacı mı var,” diye sordu Veli Özdemir...
Cemil Çiçek, bize, Cumhuriyet gazetesinde Ayşe Sayın’ın yaptığı “Flört fahişeliktir” diye verdiği röportajı anlatmaya çalışıyordu. Konu döndü dolaştı, vakıf üniversitelerine geldi.
Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın, 1980 darbesinden hemen sonra Devlet Planlama Teşkilatı’nın başına gelmesiyle birlikte, Türkiye’de vakıf üniversitelerinin yolunun açıldığını, bunun için de İhsan Doğramacı’nın görevlendirildiğini anlattı.
Aradan on yıl geçmişti zaten. 1402’likler ilan edilmiş ve üniversitelerden atılmıştı. Üniversiteler kendi sistemlerini kurmaya başlamışlardı ve artık üniversite hocası olmak için Doğramacı’nın kurduğu YÖK’ün ve Cumhurbaşkanı Özal’ın onayını almak gerekiyordu.
Yıllarca bu böyle devam etti. Aklı başında olan herkes, her üniversite hocası YÖK’e karşı elinden gelen savaşımı yapmaya çalışıyor ve 12 Eylül’ün getirdiği bu sisteme hayır diyor, Doğramacı’yı da suçluyordu.

2002 yılı Kasım seçimleriyle birlikte iktidara AKP gelince, o zaman YÖK’ün başında olan Anayasa Hukukçusu Teziç “karşı görüşlerini” bildirince, bir yığın YÖK mağduru, her şeye rağmen YÖK’ü savunmaya başladı.
Üniversiteler, bilimsel düşüncenin getirdiği bir refleksle yıllar önce Turgut Özal’ın bu ülkeye yaşatmak istediği “ben zenginleri tanırım” yaklaşımına,“bizler de bilimi tanırız” yaklaşımını getirmeye çalıştılar.
İş adamları, tüccarlar VİP salonlarından yurt dışına çıkıp, yine Özal’ın koyduğu “fon” için para ödemezken, bilim adamları, üniversite hocaları yurt dışına çıkış harcı olarak yüz dolar ödemeye mahkum oldular.
Doğramacı’nın kurduğu zihniyet buna asla itiraz etmedi.
Üniversite hocalarının bilimsel makale yazmasını asla ödüllendirmedi.
Kim rektör olacak, o da kimi rektör yardımcısı seçecek, ona baktılar.
Bilkent’i kuran, vakıf üniversitelerinin yolunu açan ve belki de bugün Türkiye’de birçok bağımsız üniversiteyi iktidar baskısından kurtarmanın mimarı olan İhsan Doğramacı, bir yandan Türkiye için çok önemli bir gelişimi sağlarken, öte yandan bir yığın üniversite hocasının bir bankada memur olarak çalışmasına yol açtı.
Öyle sıkıntılı bir dönemdi ki o dönem. Ne İhsan Doğramacı için “hayırsız biriydi” diyebilirdiniz, ne de ondan sonra gelen YÖK başkanlarının koltuklarına sıkı sıkı sarılmasına “haklılardı” diyebilirdiniz.

95 yaşında, neredeyse bir yüzyıl yaşayıp Türkiye için iyisiyle kötüsüyle birçok anı bırakmış bir “bilim adamı” olarak İhsan Doğramacı’yı hep çocuklar için yaptığı hastane ile hatırlayacaktır bu ülke.
Biraz daha ayakta kalabilseydi, zaten onu da Mehmet Haberal gibi, “Ergenekon’dan” içeri alacaklardı.
Bu ülke ne iyiyi tanıyor ne de güzeli seviyor...
Ne deniyorsa onu yapıyor.
Yazık...

A. Mümtaz İdil
Odatv.com
27.02.2010 17:25

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.