1 Ekim 2012 Pazartesi

Mümtaz İdil: Aslı Aydıntaşbaş 4 yıldır neden “Bu belgeyi Perinçek’e ben verdim” demedi

Ergenekon davasında savcılığın İP lideri Doğu Perinçek’in yazdığını iddia ettiği, buna dayanılarak Perinçek’in "Ergenekon yöneticisi" savıyla yargılandığı belgeleri Perinçek’e gazeteci Aslı Aydıntaşbaş'ın verdiği ortaya çıktı.
Dört yılı aşkın süredir Silivri’de yatan ve Ergenekon örgütü lideri olarak suçlanan Doğu Perinçek’e bu belgelerin Aslı Aydıntaşbaş tarafından verildiğinin ortaya çıkması sonucunda, Perinçek’in Ergenekon’un lideri olduğu iddiası da çökmüş oldu.
Ama neden dört sene beklendi, bunu kimse sormadı.
Ergenekon’u baştan mahkûm eden ve bu konuda geri adım atmamaya yemin etmiş medya grubu bunu hiç sorgulamadı. Aydıntaşbaş ise neden dört yıl beklediğini açıklayamadı.
Kimse sormayınca da olay sıradan bir “unutma” gibi yutturulmaya çalışıldı.
Bir gazetecininin, hem de kendi verdiği belgeler nedeniyle bir parti liderinin yargılanmasına yardımcı olduğunu ve bundan da hiç "hicap" duymadığını kimse yazmadı.
Gazeteciliğine kaldığı yerden devam ediyor Aslı Aydıntaşbaş. Bunu kabul etmek, hiç olmamış gibi görmek ve nedenini sorgulamadan geçmek mümkün mü?
Bana göre değil. Ama kimse de sormuyor.
Bir gün Aslı Aydıntaşbaş’a bir sarı zarf geliyor. İçinden Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma diye bir belge çıkıyor. Aydıntaşbaş hemen Doğu Perinçek ile irtibat kuruyor ve belgeleri kendisine götürüyor, bir de söyleşi yapıyor.
Doğu Perinçek, belgelerin kendisine ait olmadığını söylüyor. Söyleşiyi de yapıyor ve söyleşi yayımlanıyor.
Sonra Aslı Aydıntaşbaş konunun üzerine yatıyor ve hiç açmıyor. Doğu Perinçek, bakıyor ki bu belgeden kendisine ceza verilecek ve belge kendisininmiş gibi davranılacak, Aslı Aydıntaşbaş’ın tanık olarak dinlenmesini istiyor. Mahkeme uzun süre sürümcemede bıraktıktan sonra nihayet Aslı Aydıntaşbaş’ın tanık olarak dinlenmesine razı oluyor.
İşte o anda beklenmedik gerçekleşiyor ve Aslı Aydıntaşbaş, belgeleri Doğu Perinçek’e kendisinin verdiğini söylüyor.
Savcı zor durumda kalıyor. Belge üzerindeki ünlem işaretlerinin ve Ergenekon yazısının kendisine ait olup olmadığını soruyor. Aydıntaşbaş, “bana ait” diyor.
Savcı, “Doğu Perinçek’in yazısına benzetmiştim,” diyebiliyor.
Söz konusu belge davanın seyrini de değiştirecektir mutlaka. Bunun Doğu Perinçek’e ait olmadığı dört yıl önce de biliniyordu belli ki. O halde neden Aslı Aydıntaşbaş çıkıp da, bu belgeyi Doğu Perinçek’e ben verdim demedi.
Ya da şimdi niye söylüyor? Vicdan mı, korku mu? Verdiğine ilişkin somut kanıtların olması nedeniyle kaçamayacağından mı?
Zira belgelerle ilgili söyleşi yapılmış ve gazetede de yayınlanmış. Bu durumda Aslı Aydıntaşbaş’ın, “ben vermedim,” demesi de mümkün değil.
O halde neden bu kadar uzun süre bekledi?
Bu sorulmayacak mı? Unutturulacak mı? Böyle belge ve bilgi saklayan daha kaç gazeteci var piyasada?
Bir yerlerde köşe kapmanın bedeli bu mu?
Sorulacak mı sorulmayacak mı?
Bence kimse sormayacak ve olay unutulacak. Bir süre sonra belgelerin yine Doğu Perinçek’e ait olduğu bile iddia edilebilir.
Hay gözünü sevdiğimin gazeteciliği…

Mümtaz İdil
Odatv.com

01.10.2012 15:56

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.