5 Ekim 2012 Cuma

Bu tezkerede hiçbir medya kuruluşunun soramayacağı sorular var


Yine bir satranç oynayalım biz iyisi mi… Bu kez beyaz taşlar Suriye’de, siyah taşlar bizde olsun ve tabii ki ilk hamleyi de beyaz taşlar olarak Suriye yapmış olsun.
Şimdi en önemli ve tek soru, bundan sonra ne olacak?
Satranç ağzıyla söyleyelim, Türkiye hamlesini bir zarfa koydu ve hakeme verdi. Yani bir çeşit “ajurne” durumu söz konusu.
Hiçbir şey olmayacak.
Oyun, uzunca bir süre için tatil edilmiş durumda. Ancak, Kandil tarafının tatil yapmaya hiç niyeti olmadığı da belli oldu.
Türkiye, birkaç masaya karşı simultane ve körleme maç yapıyor görüntüsünde. Tezkere metninde dikkat çeken unsur şu: “Hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir ve tespit edilmek kaydıyla, TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesi ile bununla ilgili gerekli düzenlemeleri hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 1 yıl süreyle izin verilmesine Anayasa’nın 92. Maddesi uyarınca arz ederim.”
Yani, Kuzey Irak da kapsam dahilinde, öyle değil mi?
Suriye ordusunun salak topçusunun mu desek, bilinçli topçusunun mu desek attığı bir top mermisi beş masum vatandaşımızı katletti.
Antalya’da, bilinçli teröristler mi, bilinçsiz teröristler mi artık ne dersek diyelim, 3 kişiyi şehit etti.
Son bir ay içinde şehit edilen güvenlik görevlisi sayısı herhalde elliye yaklaştı.
Beş masum vatandaşımız için Suriye’ye kafa tutan, ama elinin kolunun da bağlı olduğunu zaman zaman itiraf eden hükümetimiz, bakalım Kandil için de aynı hassasiyeti gösterip, tezkereyi bu amaçla da kullanacak mı?
Hayır! Elbette hayır!
Milyon kere milyon kez söylerim ki, bu kirli savaşı ortadan kaldırmanın yolu “savaş” değil. Ne Şam ile ne de Kandil ile…
Kandil’i yerle bir etse de TSK, savaşı durduramaz.
Şam ise yerle bir olacak bir hedef değil zaten. Kimse Şam’ı haritadan silmemize izen vermez.
O halde bu tezkere niye?
İşte oyunun en parlak hamlesi: “Toplumun gazını alma…”
O yüzden “ajurne” hamle dedik ya. Zarfa konmuş hamle. Peki zarfta ne var? Zarfa hangi hamlenin yapılacağını Gül, Erdoğan ve Necdet Özel görüşmesi belirledi. Bekleyelim, dediler. Bir kez daha Suriye ordusu densizlik yapar da bizim tarafa bomba gönderirse, zaten cevabını verebiliriz. Ama ortaya bir “savaş” tehditi verelim ki, kimseden korkmadığımız belli olsun.
Ancak gerçekten tezkereyi kim yazdıysa, büyük bir hata yaptı: “Hudut, şümul, miktar ve zamanı hükümetçe takdir…” dediğiniz anda, Irak’ın kuzeyine konuşlanmış PKK’ya da bir hareket yapma izni almış oluyorsunuz. Bu kısa gelecekte hükümetin tökezlemesine, açıklayamayacağı bir konuma düşmesine neden olacak.
“Giremem Kandil’e,” diyemeyecek, çünkü elinde artık tezkere var. Girmek istemiyorum da diyemeyecek, bu kez “neden” sorusu var. Girerim ama… diye uzatmaca da yok, yine bir yığın soru var.
İnanın, hiçbir medya kuruluşu bu soruyu sormayacaktır. Soru tehlikeli olduğundan, soruyu soran “savaş mı istiyorsun” diye ucuza kaçan sataşmalarla karşılaşacağından, sorulmayacaktır.
Başbakan böyle bir soru soran muhabirin işine son verecek güçtedir. Soruyu soracak medya kuruluşunun defterini de dürecek güçtedir.
Bu nedenle bu soru asla sorulmayacaktır, burada sorulmanın dışında.
Göreceğiz.

Mümtaz İdil
Odatv.com

05.10.2012 14:10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.