16 Ekim 2012 Salı

Mümtaz İdil: Bu ülkeyi anarşistler kurtaracak

MHP sıkıntılı. Parti kendini AKP’nin payandası gibi mi görüyor? Devlet Bahçeli bir Numan Kurtulmuş olma fırsatını mı kaçırdı? MHP’nin, artık neredeyse ayrı görüşleri paylaştığı AKP tarafından ilhakı mı söz konusu?
Kafamı sürekli meşgul eden sorulardan biri bu.
MHP’nin önde gelenlerinin savunması, AKP’in elinde hala birtakım kasetler bulunduğu iddialarına ilişkin... Doğal olarak da MHP, AKP’nin olası bir “şantajı” ile karşı karşıya olduğu söyleniyor…
Olabilir de, olmayabilir de.
Ama bence bu doğru değil. Eğer bir partiysen, bütün “şantaj” ihtimallerini, koşullarını yok edersin, senin ardından gelen bayrağı alır ve yürür. Sonuçta, kişilerin özel hayatını şantaj malzemesi olarak kullananlar da “k.ç üstü” oturur.
Bu kadar basittir bu. Eğer koltuk sevdan yoksa.
Ya da Deniz Baykal gibi, Okyanus ötesine bir selam gönderir, biat ettiğini bildirirsin.
Ama işin içinde bence daha farklı bir durum var, olmalı.
Numan Kurtulmuş, lideri olduğu HAS Parti’den ayrılıp da AKP’ye ilhak olduğunda, MHP lideri bir fırsatı kaçırmış oluyordu. Aslında plan, MHP lideri Bahçeli’nin başbakan, Erdoğan’ın da cumhurbaşkanı olmasıydı. Buna Devlet Bahçeli ayak sürüdü. Erdoğan ise Devlet Bahçeli’nin tüm “uysallığına” rağmen, kontrolü her zaman elinde tutamayacağı bir lider olduğundan hareketle tüm cazip yanlarına rağmen MHP tabanını AKP içinde eritemeyeceğini farketti. Başarabilse, AKP’nin 2023’ü rahatlıkla görebileceğini de hesaplayabiliyordu.
Cılız bir CHP muhalefeti, BDP’in oynadığı oyunların “milliyetçi” kanadı aşamayacağı hesaplarıyla, AKP tamamen aletranifsiz bir parti durumuna gelecekti.
Güney Amerika’nın Nobel Ödüllü yazarı Miguel Asturias’ın “Yeşil Papa” romanında, ABD’nin bir muz cumhuriyeti olan Guatemala’yı ilhak etme girişimi anlatılır. Romanın kahramanı Geo Maker Thompson’un ağzından anlatılan ilhak hikayesi, kıl payı rastlantılar sonucu gerçekleşmez. Ama Guatemala sonuçta bir Amerikan sömürgesi gibi yönetilmeye başlanır.
MHP’nin durumu da tıpkı Asturias’ın romanındaki Guatemala gibidir. HAS Parti gibi tamamen ele geçirilmiş değildir, ama ipler Tayyip Erdoğan’ın elindedir, Devlet Bahçeli’nin değil.
Sonuçta, MHP ne yapacağını bilemeyen bir parti durumuna gelmiştir. Parti sözcüsü Oktay Vural’ın ABD ile bağlantıları da artık partinin ayakta kalmasına, umut olmasına yetmemektedir.
Eski siyasetçilerden biri, “MHP’nin eski günlerini arıyorum,” demişti. “Bir zamanlar solculara sokakları dar eden MHP ve Ülkücü gençlik, şimdilerde sus-pus oturmuş, olayları izlemekte. Tek intikam araçları solcular mıydı?”
Haksız sayılmaz. MHP gibi son derece hareketli ve anarşist bir parti ve onun bıçkın üyeleri, AKP’nin iktidar olması ve ona koşut Devlet Bahçeli’nin MHP’nin başına geçmesiyle süt liman olmuş durumdalar.
Gerçi bu AKP iktidara gelmeden önce de böyleydi. Devlet Bahçeli, Ülkü Ocakları hareketini kontrol altına almış, hatta bir anlamda yerle yeksan etmişti. AKP’nin sürdürdüğü “din” faktörünü kendisinin de kullanabileceğini hesap ederek, iktidara yürümeyi hedeflemişti. Buna tabii ki bir de milliyetçilik maskesini giydirmişti. Hem Türkçülük ön planda tutulacak ve sınırlar korunacaktı, hem de din elden gidiyor feryatları atılacaktı.
Oysa misak-ı milli sınırları AKP’nin umuru bile değildi. Hakkari Türkiye sınırları içinde olmuş veya olmamış, önemli değildi. Artık, “orda bir köy var uzakta, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür,” teraneleri bir anlam ifade etmiyordu. Hakkari Türkiye sınırları içinde olmasa da olurdu.
MHP’nin bir türlü siyasi çemberine alamadığı bu yaklaşımdı. Kayserili bir vatandaşın Hakkari ile ilgisi yoktu, ama MHP de, CHP de bunun farkına varmamakta direniyor, küçük çocukların coğrafya atlasında sınırlarımı ölçmesi gibi bir yaklaşımla, sınırlarından bir adım geri çekilmemesi üzerine politika üretiyordu.
AKP akıllı davrandı ve gezmediği, görmediği toprakların kendisine ait olmadığına karar verdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği sınırların artık geçerli olamayacağına karar verdi. Buna tüm Atatürkçüler, ulusalcılar karşı çıktı, çıkıyor.
Ama bu “ip atmakla” olmuyor. MHP bunu anlayamadı. Ülkenin her bir köşesinin aynı ağırlıkta olduğunu da CHP anlayamadı.
Türkiye, batısındaki tüm zenginliği doğusundaki yoksulluğa ve savaşa harcadı.
Her birimizin cebindeki üç kuruşun bir kuruşunu çaldı. Çocuklarımıza harcayacağımız paraları sınırları güya korumak adına çarçur etti. Değişen bir şey olmadı.
Ulusalcılar (yurtseverler demiyorum), ne olursa olsun toprak bizimdir anlayışıyla yaklaştılar. Kendileri sütün kaymağını yediler, sütün suyla harmanlanmışını diğer insanlara sundular.
AKP ne zaman sıkışsa MHP yardımına koştu.
AKP ne zaman sıkışsa CHP de yardımına koştu.
Aristo mantığına göre, AKP hep doğruyu yaptı.
Ama Türkiye şunu anladı: Bu ülkenin gerçekten yurtseverleri vardı ve bunların CHP veya MHP ile uzaktan yakından ilişkileri yoktu.
Şuna yürekten inanıyorum ki, bu ülkeyi anarşistler kurtaracaktır. Ne CHP ne de MHP… AKP zaten uzatmaları oynuyor.

Mümtaz İdil
Odatv.com

16.10.2012 22:26

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.