24 Mart 2010 Çarşamba

BİR ROSENBERG OLAYI MI YAŞANIYOR?

Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma
Melih Cevdet Anday
Geçtiğimiz yüzyılın en acıklı öykülerinden biridir Rosenbergler ...
Bütün dünyanın itirazına rağmen 19 Haziran 1953’te elektrikli sandalyede idam edilen iki masum insan...Geride 6 yaşında Robby ve 10 yaşında Michael adında oğullarını öksüz bırakan iki kurban: Ethel Greenglass Rosenberg ve Julius Rosenberg.

Hiç kıvırmadan söyleyelim: Günler Rosenberg günleridir.
1950’li yıllar... McCarthy dönemi... ABD’nin tüm tarihi boyunca yaşadığı en aşağılık, en zorba “cadı avı” yılları...
Tüm Komünist Partisi üyeleri fişlenmekte, hareketleri yakın takibe alınmakta ve grev kırıcıları ve muhbir vatandaşlar aralarına serpiştirilmektedir.
Julius Rosenberg, 1939 yılında Komünist Parti’ye üye olur. Ethel ile de burada tanışır ve o yıl evlenirler.
İşkenceli yıllar ise bundan sonra başlar. İşsizlik, yeniden işe girmeler, tekrar kovulmalar, mahkemeler...
Nihayet, 11 Ağustos 1950’de, mahkeme sonrasında Ethel tutuklanır. Julius ise daha önce, atom bombası formüllerini düşmana vermeye yeltenmek suçundan 17 Temmuz 1950′de tutuklanmıştır.

1950’li yılların Amerikası aşırı silahlanmanın, Kore Savaşı’nın, ırkçılığın, faşistliğin ve gericilin en üst boyutlara ulaştığı bir ülkedir. Nagazaki ve Hiroşima’ya atılan atom bombalarıyla, silah gücünü tüm dünyaya kanıtlamıştır. Ancak Sovyetler Birliği’nin de atom bombası geliştirme ihtimalini hiçbir zaman gözardı etmemektedir. Sovyetlerin yeraltı atom denemesi yapmasının ardından, ABD dünyada “tek” olma özelliğini yitirdiğinin farkına varır. Bunun önüne geçebilmesi için, ülkesindeki komünist hareketlerin mutlaka bastırılması gerektiği düşüncesi yürürlüğe girer. Komünist olanların bir şekilde var olan gizli bilgileri Sovyetler’e iletebileceği kuşkusu yaratılır. Böyle bir şey olmasa bile McCarthy için “bu tehdit yaratılmalıdır”.
McCarthy, aklına koyduğu oyunu sahneye koyar. Bir Sovyet casus teşkilatı yaratır. FBI ile birlikte çalışan McCarthy, üç yalancı tanık bulur. Onların ifadeleriyle, Rosenbergleri casuslukla suçlayacak bir hikaye uydurur ve iddianame hazırlatır.
8 Mart 1951’de başlayan mahkeme sonucunda, yalancı tanıkların ifadeleri sonucu Rosenbergler idama mahkum olur.
İddianame ve Rosenberglere atfedilen suçlar çok gülünçtür. Bu konuda fizik profesörleri, her iki sanığın da atom bombası formüllerini taşıyacak, aktaracak veya krokisini çizecek yetenekte ve bilgide olmadığını söylemiştir.
Ancak yargıç Kaufmann, doğrudan Washington’dan aldığı emirlerle hareket etmekte ve adeta Rosenberglere açık kin beslemektedir. Bu nefret de jüriyi etkilemiştir.
29 Mart 1951’de jüri Rosenbergleri suçlu buldu, 5 Nisan’da da Kaufmann idam kararını verdi. Kaufmann, FBI’a ve başkanı Hoover’e teşekkürlerini de sunmayı ihmal etmedi.
Yıllar sonra her şeyin FBI tarafından düzenlendiği ortaya çıkmıştı, ama Rosenbergler geri gelemezdi.
29 Mart’ta Rosenbergler jüri tarafından “suçlu” bulundular ve 5 Nisan’da hâkim Kaufmann tarafından ölüme mahkûm edildiler. Morton Sobell “suç ortağı” olarak 30 yıl hapse mahkûm edildi. Aleyhte esas tanık olan David Greenglass 15 yıla mahkûm oldu, erken tahliye edildi ve kendisine yeni bir kimlik verildi. Casusluk faaliyetinde bulunduğunu ikrar eden karısı Ruth hakkında dava bile açılmadı.
Hâkim Kaufmann, davayı şu “teşekkürname” ile kapattı: “FBI ve Bay Hoover’a duyduğum saygının ne kadar büyük olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu davada mükemmel bir çalışma sergilediler.” Onyıllar sonra yayınlanacak olan belgeler tam da bunu acı bir şekilde tanıtladılar. Herşey baştan sona FBI ve devlet tarafından planlanmış, kotarılmış ve uygulanmıştı.
11 Nisan’da Ethel, idam edilinceye kadar bir daha terketmeyeceği Sing Sing cezaevinin idamlıklar kanadına kondu. Daha sonra Julius da buraya “nakledilecek”ti.
Bir anda “normal” yaşamlarından koparılıp alınan, zindana atılan (her biri için konulan 100 Bin dolarlık kefaleti tabii ki bulamadılar) ve tam bir yalanlar ve iftiralar ağıyla karşı karşıya kalan Ethel ve Julius, bu davada masumiyetlerini kanıtlamak için muazzam bir güç gösterdiler. Sendika avukatı Emanuel “Manny” Bloch, bu konuda onların dostu ve avukatı haline geldi. Sonraki birkaç yılda tüm enerjisini ve çalışmasını Rosenberglerin savunmasına ayırdı.
Rosenberglerin idam kararında, komünist olmaları kadar Yahudi olmalarının da rol oynadığı söylenmiştir.
Amerika’da yargıtay görevini üstlenen mahkeme, Rosenberg’lerin itirazını ve davanın yeniden görülmesi talebini beş kez reddetti.
İnfaz ise dört kez ertelenerek, ayrı bir işkence uygulandı.

Rosenberglere, idama giden yolda hükümetle anlaşmaları ve suçu kabul etmeleri halinde cezalarının önce otuz, sonra yirmi yıla indirilmesi teklifinde bulunuldu.
Ethel de Julius da bunu şiddetle reddettiler ve masum olduklarını söylediler.
Şu acıklı mektup, söylenecek son sözdü herhalde:
“Sevgili çocuklarım,
Bu sabah, sanki tekrar birlikte olabilecekmişiz sandım. Ama bunun olmayacağını bildiğim halde, size ancak öğrendiklerimi aktarabilmeyi istedim. Ne yazık ki ancak birkaç kelime yazabilirim. Gerisini size yaşamınız öğretmeli. Bana öğrettiği gibi.
Başlangıçta sizin için acılı olacak, ama üzülen yalnızca siz olmayacaksınız. Sonunda siz de yaşamın yaşamaya değer olduğu inancına varmak zorundasınız. Şimdi önüne geçilmez biçimde yaklaşan ölüm karşısında bile bunu bilmenin cellatları yeneceğinden kesinlikle emin oluşumuz size bir avuntu olsun.
....
Yaşamımızın sizle birlikte sonuna kadar yürütme sevinci ve mutluluğunun bize nasip olmasını dilerdik. Babanız size tüm yüreği ve tüm sevgisinin sevgili oğullarına ait olduğunu söylemek istiyor. Suçsuz olduğumuzu ve vicdanımıza aykırı hareket edemediğimizi hiçbir zaman unutmayın.
Sizi bağrımıza basıyor ve hararetle öpüyoruz.
Sevgiyle,
Baba ve Anne”

Evet, bugünler Rosenberg günleridir, Dreyfus günleridir.
Bugünler, faşizme direnme günleridir.

A. Mümtaz İdil
Odatv.com
24.03.2010 13:46

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.