7 Nisan 2013 Pazar

Akil değil sakil adamlar

Bundan iki yüz yıl önce, Güney Amerika’lı devrimci Simon Bolivar, Kolombiya’daki sürgünden bir orduyla yola çıkıp, başkent Bogota’yı ele geçirdi. Ağır yenilgiler Haiti’de yeni bir ordu kurdu ve Venezuela’ya saldırdı ve Ciudad Bolivar kentini ele geçirdi. Yıllarca İspanyollara karşı savaştı.
Sonunda ne yaptı biliyor musunuz? Elbette biliyorsunuzdur da ben yine de yazayım: Venezuela, Ekvador, Kolombiya, Panama ve Peru’yu bir araya getirerek Büyük Kolombiya’yı kurdu ve ilk başkanı oldu.
Yüksek bürokratlar ve komutanlar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle ülkede iç savaş başladı ve Büyük Kolombiya eski haline, yani Venezuela, Ekvador, Kolombiya, Panama ve Peru’ya dönüştü.
Büyük Kolombiya içinde elbette çok sayıda etnik grup da bulunuyordu, ama Simon Bolivar bizzat üzerinde çalışarak yetkin bir anayasa hazırladı, ama hiç uygulanamadı.
Birlikten kuvvet doğar prensibine göre düşünülmüş ve İspanyol sömürgeciliğinden ancak böyle kurtulunabileceğini anlamış Büyük Kolombiya, dev emperyalist güçlerin “böl-yönet” taktiğinden kendini kurtaramadı.
Cahil olan halk, kışkırtılmaya ve kandırılmaya müsaitti.
Elbette onların da “sakil insanları” vardı, ama onlar daha çok“ayrılmaya” sırtlarını dayamışlardı.
Bizdeki “sakil adamlar” da Türkiye’yi yaşanmaz hale getirmek için vargüçleriyle çalışacaklar, bundan emin olabilirsiniz.
Çünkü, dünyanın neresinde olursanız olun, “etnik” ayrımcılığı getirdiğiniz anda, ülkeyi de bölersiniz.
TARAFSIZ VE ADİL OLMAK
“Sakil” kelimesi asla bir hakaret değil, akil gibi övgü de değil.
TDK Türkçe Büyük Sözlüğü’nde Sakil için şunlar yazıyor:  “1. Ağır. 2. Sıkıntı veren, sıkıntılı. 3. Çirkin, kaba, uyumsuz. 4. a. müz. Türk müziğinde bir usul.”
Bizim sakil adamlarımıza 63 kişiden oluşan ve “sakil usulünde” koro şarkıları söyleyen bir grup diyemiyeceğimize göre, geriye kalan anlamları kullanmak daha yakışık alacak.
Bilinen bir kuraldır: Sanatçının ve gazetecinin tarafsız ve halkı yönlendirici görevi vardır. Taraf olduğu anda sanatçı değildir, gazeteci hiç değildir. Her iki meslekte de halka verilmiş bir söz vardır: Tarafsız ve adil olmak.
İlkel ve ben merkezci düşünceden sanatçı çıkmaz. Sanatçı muhaliftir, terstir ve dizginlenemez. Gazeteci gerçeği yazan adamdır ve o da dizginlenemez.
Akademisyenleri ve hukukçuları bir kenara koyuyorum, alanım değil. Hukuk meselesi artık iyice esnemiş durumda ülkemizde.
63 HEYKELE İHTİYAÇ VAR
Tarih, hem de çoğumuzun tanık olacağı yakın tarih sakil adamlarımızı yargılayacaktır. Barış güvercini uçurmaya gittikleri her noktada onlar da çok iyi biliyorlar ki AKP’nin seçim propogandasını yapacaklar.
Ne kadar maaş alacakları, hangi koşullarda nerelerde kalacakları, devletin onlar için araç gereç sağlayıp sağlayamayacağı şimdilik kesinleşmiş değil, ama herhalde öğretmen evlerinde kalıp, halka ulaşmak için de belediye otobüslerini kullanmayacakları kesin.
Lafı uzatmaya gerek yok. Daha görevlerinin başına gitmeden bile, şimdiden kendilerini savunmaya başladılar. Yaptıklarının doğru olmadığının onlar da farkında, ama işin içinde neler var onu da bilmek lazım.
Bu ülkede terörü 63 sakil adam bitirecekse eğer.
Eğer PKK silahını gömüp, geldiği topraklara dönecekse,
Eğer ülke otonom bir yapıya gitmeyecek, Diyarbakır, Van, Hakkari vb. kentler özerk yönetimlere dönüşmeyecekse,
Türkiye’nin en az 63 heykele ihtiyacı var demektir.

Mümtaz İdil
Odatv.com

07.04.2013 03:25

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.