24 Ocak 2013 Perşembe

Mümtaz İdil: Galatasaray Üniversitesi nasıl yandı

Aşağıda yazacağım hemen hiçbir şey bana ait değil.
Bir yangında duman yandığı binadan dışarı çıkar ve hava içeri girer. Bu basıncın eşitlenmesi demektir ve yangının oksijen almasıdır.
Bir yangın çatıdan başladığında çok daha yıkıcı olur. Ahşap bir ya da iki katlı binalarda hızlandırıcı (burada benzin olabilir) dökerseniz, bütün binayı yakabilirsiniz, ama beton binalarda temelden yukarı diye bir kundaklama olamaz. Kundaklama tepeden başlar, çünkü o çöküşü sağlar.
Ama bir kundaklama söz konusu değilse, üst katlarda çıkan bir yangının bütün binaya yayılması söz konusu bile olamaz.
Patricia Cornwell bir romanında yangınla cinayetleri işliyor ve yangın çıkışını uzmanlardan aldığı bilgilere göre şöyle anlatıyor: “Yüksek ısı yangını, evin bir köşesinden diğerine kadar sabit. Alevler o kadar yüksek ki, üstteki iki katı ve içindeki her şeyi yakmış. Burada bir elektrik lambasından, ya da prizde unutulan ütüden ya da aleve alan yağ tavasından söz etmiyoruz. Bunun ardında daha büyük ve zekice bir şey var.” (Altın Kitaplar Başlangıç Noktası, Çev.Zeliha İyidoğan Babayiğit, s.46)
KUNDAKÇILAR GALATASARAY’I KUNDAKLAYAMAZ
Bir kibritle yangın çıkarmak için kerosen, gaz, çakmak gazı, tiner, solvent, lamba yağı gibi hidrokarbon petrol türevlerinin olması gerek. Tüm bunlar, bir kibritle büyük yangın çıkarmak isteyen kundakçılar için uygun seçimlerdir.
Bu tür hızlandırıclar olay yerine döküldüğünde buharları yanarken bu sıvılar gölleşip akmaya devam eder, kumaş yada yatak ve halılar tarafından emilir. Çevredeki mobilya veya döşemelerin altına girer. Suda çözülmezler ve kolayca temizlemenin bir yolu da yoktur.
Yani, bir kibritle bir evi yakamazsınız, mutlaka hızlandırıcı kullanmak zorundasınız ve bu hızlandırıcılar tiner, solven veya yanıcı yağların dışında bir şey olmak zorundadır.
Basit anlamda kundakçılar, Galatasaray Üniversitesi gibi bir binayı kundaklayamaz. Bunun profesyonel bir hamle olması şarttır.
Diyelim ki, bir öğretim görevlisinin odasında unutulan bir su ısıtıcının yarattığı elektrik kontağından bir alev ortaya çıktı ve bu da perdeleri ve masayı tutuşturdu. Bu, bütün binayı yakacak derecede bir ısı asla yaratamaz. “Bir kilim veya battaniyenin tutuşması” böyle bir yangını yaratamaz.
Burada dört aşama vardır: İlki yangın ya da yangından yükselen sıcak gazlar, alevler ve duman sütunudur. Normalde gelişme böyledir. Ancak gazlar alevlerin üzerine yükseldikçe daha serin ve yoğun haline gelirler. Yanma ve yan ürünleriyle birleşerek sıcak gazlar aşağıya yönelirler. Eğer yeterince oksijen alabilirlerse ısı altı yüz derecenin üzerine çıkar ki, bu da yangının tüm binayı kaplamasına neden olur.
Kundakçılığı gösteren tek bir kanıt bile bulamazsınız. İkinci derecede kanıtlar bulursunuz, bu da soruşturma açmanızı engeller. Alevlerin altı yüz dereceye ulaştığını varsayın, havalandırma açıklığı, yüzey, yakıttan alacağı enerji ve yangının çıkış noktası… Yani öğretim üyesinin odasındaki halılar ve perdeler… Tüm bunlar böyle bir yangını çıkartabilecek güçte değildir. Ama yangın sonuçta tüm delilleri yok eder ve elinizde bir tek “elektrik kontağı” mazereti kalır.
Hareketsiz, yani bizim yetkililerin söylediği gibi “elektrik kontağından” çıkan alevin yüksekliği taş çatlasa 60 cm. olur, oysa Akif Beki’nin söylediği ve bizim gördüğümüz gibi alevler altı metrenin üzerindeydi (Beki on metre diyordu).
MADIMAK’TA OLDUĞU GİBİ
Biraz da sıcaklıktan söz edelim: Alevlerin en az iki buçuk metre, sıcaklığın ise bin sekiz yüz derece olması gerekiyor böyle bir yangın için. Basit kundakçılıkta yangınların yüzde sekseni yerden yukarı doğrudur, başka bir deyişle radyan ısı sürekliliği. Yani, elektromanyetik dalga biçiminde yayılan ısının hemen her yöne eşit derecede yayılması. Alev aynı zamanda sıcak gazlar şeklinde 360 derecelik eşit ısı yayar. Havadan hafif oldukları için de yukarı doğru tırmanır.
Kibrit ile yerdeki bir halıyı veya Madımak’da olduğu gibi perdeleri tutuştursanız da, ısının yükselebileceği yükseklik 60 derecedir.
Madımak’ta yalnızca tek perde tutuşturulmadı, orada bir toplu katliam söz konusuydu ve insanların dışarı çıkmaması için yobaz güruh kapıdaydı. İçerideki dostlarımın iki seçeneği vardı: Ya dumandan ölmek ya da linç edilmek.
Dumandan ölmeyi yeğledi çoğu.
Konumuza dönelim: Bir yangın çıkarmak ve koskoca bir Galatasaray Üniversitesi gibi 142 yıllık binayı yerle yeksan etmek için sıradan bir elektrik kontağı yetmez. Bütün aksamı ahşap olsa bile, yukarıdan başlayan bir yangının on metreye tırmanması için odunun sıcaklığı yetmez.
En başta söylediğim gibi, bu bilgiler ve anlattıklarım bana ait değil, verdiğim kaynağa ait.
Yine de İstanbul’un İtfaiye Müdürü’nü de dikkate almak lazım(!)

Mümtaz İdil
Odatv.com

24.01.2013 15:17

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.