16 Mayıs 2010 Pazar

PUŞKİN’İN ERGENEKON’LA NE İLGİSİ VAR?

Bundan yaklaşık iki yüz yıl önce, çağdaş Rus edebiyatının yaratıcısı ve tüm zamanların en büyük şairlerinden biri olan Aleksandr Sergyeviç Puşkin, tarihe “dekabristler” adıyla yazılacak olan, çara karşı bir “darbe” girişimi iddiasıyla tutuklanarak Sibirya maden ocaklarına gönderilen arkadaşları için aşağıdaki şiiri yazmıştı:

Sibirya maden ocaklarının derinliklerinde
O gururlu sabrınızı koruyun,
Sizin yüksek amaçlar uğrundaki düşünceleriniz
Ve hüzünlü emekleriniz yok olmayacak.
Mutsuzluğun sadık kardeşi,
Karanlık yer altındaki umut,
Cesaret ve neşe uyandıracak,
Beklenen zaman gelecektir.
Sevgi ve dostluk size kadar
Karanlık hapishanelerden geçerek ulaşacak,
Tıpkı benim özgür sesimin,
Sizin kürek cezası ininize ulaştığı gibi.
Ağır zincirler düşecek,
Zindanlar çökecek – ve özgürlük
Sizi neşeyle kapıda karşılayacak
Kardeşleriniz size kılıçlarını teslim edecek. (Çev: M.İdil)
Sanki iki yüz yıl öncesinden Silivri’ye seslenir gibi.Zulüm her çağda şiddetinden bir dirhem bile kaybetmeden sürmüş gelmiş, koç başı misali sabır kapımızı yıkmaya uğraşıp duruyor.

Dekabrist ayaklanma girişimine fiziki olarak katılamayan, ancak arkadaşlarıyla fikir birliğinde olduğu bilinen Puşkin’in Trigorskoye’deki evine 4 Eylül 1826’da gün ağarmaya yakın yaşlı dadısı Arina Rodiyovna gelir. Telaşlıdır. Kasabada Puşkin’e yakın dostları Çar I. Nikola’nın talimatıyla tutuklanmaya başlanmıştır. Evlerde arama yapılmaktadır.
Bir kaç saat içinde jandarmalar Trigorskoye’ye de gelirler. Puşkin’i tutuklayarak, Çar Nikola’nın huzuruna çıkarmak üzere Moskova’ya hareket ederler.
8 Eylül 1826’da Puşkin Çar I.Nikola’nın huzuruna çıkar. Görünüşü berbattır.
Çar Nikola, Puşkin’i hiç beklemediği şekilde, büyük bir saygıyla karşılar. Uzun bir konuşmanın ardından Nikola, “14 Aralık’ta Petersburg’da olsaydın, olaylara karışır mıydın?” diye sorar.
Puşkin hiç tereddüt etmeden, “Hiç kuşkunuz olmasın majesteleri,” der. “Bütün arkadaşlarım oradaydı. Katılmamam söz konusu bile olamazdı. Ben o anda başka yerde olduğum için onların yanında değildim.
Kurnaz bir adam olan Nikola, Puşkin’i zayıf yerinden yakaladığını anlar. Puşkin, o gece arkadaşlarına katılamamış olmanın sıkıntısını yaşamaktadır. Hemen ardından can alıcı sorularını sormaya başlar:
Görüşleriniz değişti mi Aleksandr Sergyeviç?
Puşkin cevap vermez.
Size özgürlüğünüzü bağışlarsam, görüşlerinizi değiştirmeyi kabul eder misiniz?
Bu ne demek oluyor majesteleri?
Çok basit. Sizin şiirlerinizin bütün o asilerin cebinden çıktığını, hepsinin ezberinde en az bir şiiriniz olduğunu biliyorum. Çara karşı, çarlığa karşı bu düşmanca tutumunuzdan vazgeçmeniz koşuluyla, size özgürlüğünüzü teklif ediyorum. Bu kadar basit.
Puşkin yine susar. Neden sonra, gözlerini Çarın gözlerine dikerek, değişeceğine dair söz verir.
Çar, gözle görülür biçimde rahatlamıştır. Konuyu değiştirmek istercesine, “Şu sıralarda yazdığınız bir şeyler var mı?” diye sorar.
Hayır majesteleri,” diye yanıtlar Puşkin. “Uyguladığınız sansür çok katı. Yazma alanı bırakmıyor insana.
İyi ama, merak ettiğim de bu zaten: Neden sansüre takılacak şeyler yazmakta bu kadar ısrarcı davranıyorsunuz?
Yanılıyorsunuz majesteleri. Sansürün sınırları öylesine geniş ve belirsiz ki, sıradan ve masum bir şey yazmış olsam bile, sansüre takılacaktır, eminim.
Geliniz, sizinle şöyle bir anlaşma yapalım. Size uygulanacak sansür benim denetimimden geçsin. Yani, yazdıklarınızı önce bana gönderin, ben karar vereyim. Ne dersiniz?
Puşkin cevap vermez.
Suskunluğu bir “kabul” olarak gören Çar Nikola, Puşkin’in koluna girerek onu kendisini bekleyen üst düzey konukların bulunduğu odaya götürür.
Baylar!” dedi gür bir sesle. “İşte size yeni Aleksadr Sergyeviç Puşkin! Eskisini unutalım.
Puşkin Mihaylovskoye’ye döner.
O andan itibaren, ölümüne kadar sürecek olan müthiş bir savaş başlatır. Her gördüğü noktada Çarlık despotizmine haykıran şiirler yazar. Şiirleri kulaktan kulağa, elden ele dolaşarak tüm Rusya’yı kaplar.
Puşkin tutuklanmış, Çar’ın da karşısına çıkarılmıştır. Uslanacakmış gibi sessiz kalmıştır Çar Nikola’nın karşısında. Dışarıda kendisini bekleyen özgürlük ve savaşması gereken düşman vardır.
Kafasını sallaması ve bir anda saraya “asimile” olması tüm hayatını değiştirecektir. Ama kabul etmez. Kendisini yine Sibirya steplerinde bulur.
Avazı çıktığı kadar bağırmaktadır: Özgürlük!
Sanatçı budur işte.
Bir huzura kabul edilmekle, bin huzursuzluğu görmezden gelmeyen insandır.
Onun için adı da tarihe altın harflerle yazılmıştır.
Onun için de özgürlük denince tüm Rusya steplerinde Puşkin sesi yankılanır...

Mümtaz İdil

Odatv.com


16.05.2010 09:18

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.