25 Ekim 2009 Pazar

ODATV OKURLARINA VE YORUMCULARINA MEKTUP

Otuz yıldan fazladır şu veya bu biçimde yazı ve kültür hayatının içindeyim.
Bunlara ek olarak da, kaçınılmaz bir şekilde siyasetle de ilgilendim.
Ama gelişen son olaylar karşısında, kendimi aptal hissediyorum.
Benim anlamadığım şeyler oluyor da aklım yetmediği için mi böyleyim, yoksa her şey ortada da ben mi anlayamıyorum?
Bu ülkede örgüt üyesi olmak suç mu? Öyleyse PKK’lılar niye bırakıldı? Değilse, Silivri’dekiler niye içeride?
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Habur-Diyarbakır arasında yaşananları “tasvip etmediğini” söyledi.
Şiddetle kınaması gereken kim, diye aklıma takıldı.
Başkomutan’ın tasvip etmediği olaylar karşısında, emrindeki ordu ne yapsın diye abuk bir düşünce geçti aklımdan, utandım. Bilmediğim şeyler oluyor herhalde, diye düşündüm.
Bayrak da değişecek diye yazmaya çabalarken, gözümün önünde yer değiştiriyor da ben mi anlamıyorum?
Yoksa ben sekiz saatlik uykudayken başka bir cumhuriyete mi geçtim? 2. Cumhuriyet  dedikleri bu mu yoksa?
Her gelen PKK’lı İmralı’dan aldığı emir üzerine geldiğini söylüyor. İmralı “kurtarılmış bir Ceneviz dükalığı” mı, yoksa ben mi abartıyorum?
Tamil Kaplanları da Sri Lanka’da böyle mi karşılandı? Ben mi yanılıyorum?
Avrupa, Kürt milliyetçiliğine bütünüyle arka çıkarken neden IRA, Polisario, Katalan, Korsika gibi etnik hareketlere aynı “şevkat”i göstermiyor, bilemiyorum.
Bütün bu gerçekleşenler “barış” gelişmeleri mi, kalkışma mı? Yine kıt aklım basmıyor.
Emine Ayna neden birden “süt dökmüş kedi” edasıyla zaferi Türkiye’ye maletti, bir yere konduramıyorum. Zaferden falan söz ediliyor, kimin zafer kazandığını söylüyorlar ama ben anlayamıyorum.
Şehitlere, o dağlarda ölenlere değinmiyorum bile.
Askerliğimi yaptığım sınır karakolunda neden iki yıl boyunca elektriksiz, korku içinde oturduğumu düşünüyorum.
Günahsız bir eşeği, sırf sırtında iki torba çay vardı diye öldürdüğüme yanıyorum.
Kültürlerini daha iyi anlayabilmek için Kürtçe öğrenmeme şaşıyorum.
Hayran olduğum Faraç Guru’nun aslında bir korkak olduğunu anlamadığıma hayıflanıyorum.
Tilki Selim’i hiç görmediğim halde, yüzünü çizmeye çalıştığım için utanıyorum.
Yoksulluksa, diyorum, ben de yaşadım o yoksulluğu.
Yine de anlayamıyorum.
Zafer kime karşı kazanıldı bilemiyorum.
Gençliğimde “Türküm” diyenleri faşistlikle suçlayanların şimdi “Kürdüm” diyeni ayakta alkışlamasına anlam veremiyorum.
Ve giden gençliğimin arkasından bile bakamıyorum.
Ne için kavga verdiğimi, neyi isteyip istemediğimi karıştırıyorum.
Kötü bir rüya görüyorum, ama uyanamıyorum.
Barış söylemleriyle “kazık” yediğimi görüyorum, ama yine aptallığıma veriyorum.
Aklım almıyor, sınırlı aklım olanları kavrayamıyor.
Boşuna okuduğumu, boşuna yazı yazmaya çalıştığımı ve daha da korkunç olanı, boşuna yaşadığımı düşünüyorum.
Türkiye hukuk devletidir, diyenlere inanıyorum.
Habur kapısına seyyar mahkeme niye kuruldu anlayamıyorum.
Türkiye demokrasi ile yönetilen bir ülkedir diye orta okuldan beri okuyor ve dinliyorum.
Demokrasi kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorum.
Bilmiyorum sayın odatv okurları, yorumcuları.
Anlayamıyorum...
Yorumlarınızla, yazılarınızla, telefonlarınızla, elektronik iletilerinizle...
Beni biraz aydınlatır mısınız?
Çok mu aptalım?
Çok mu yalnız?..
Neden karşımda bir “kimlik” bas bas bağırıyor da...
Ben kim olduğumu söyleyemiyorum?
Neden?
A.Mümtaz İDİL
Odatv.com
25.10.2009 12:00

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.