15 Haziran 2013 Cumartesi

AKP bundan sonra ne yapacak

Biraz analize ihtiyaç var. Sokaklar yavaş yavaş normale dönüyor. Hükümet yarım bıraktığı işleri tamamlamak için kolları sıvadı. Şimdilik kaydıyla Gezi Parkı projesi askıya alınmış durumda. Kürt açılımı yine tüm hızıyla gündeme gelecek. Anayasa çalışması da öyle.
Bu arada erken seçim sinyalini de alan muhalefet partileri ellerini çabuk tutmaya çalışacaklar.
Bütün bunların anlamı ne? Bu kadar insan öldü, yaralandı, acı çekti, umutlandı, horlandı…
Sonuç?
Bundan sonra Türkiye’yi neler bekliyor.
Bildiğimi sandığım bir olaydan yola çıkarak yanıtlamaya çalışayım. Sokaktan kısmen çekilen, ilk günkü itirazı kalmayan gençlik hükümete şu mesajı vermiştir: “Bundan sonra ayağını denk al, yine sokaklarda beni görebilirsin.”
Bu mesajın iktidar tarafından kerhen de olsa alındığını kabul etmek zorundayız. Zira AKP, bu hareketin mevcut muhalefet partilerin yönetimleri için büyük bir deprem olduğunu farketmiş durumda. Muhalefet AKP’yi hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Gençliğin bu hareketinin sandıkta AKP’den uzaklaşmaya ve muhalefet partilerine yanaşmaya yansımayacağını da çok iyi biliyor.
Ama şimdilik.
SİYASETİ ETKİLEYECEK
Zaten AKP’nin korktuğu da bu ve erken baskın seçime gitmesi de doğal karşılanmalı. Zira bu hareket bir müddet sonra nehrin sularından süzülen ağır taşların dibe çökmesiyle kendi siyasi varlığını ortaya koyacak.
Bu birkaç şekilde olabilir. Birincisi, mevcut muhalefet partilerinde köklü bir yönetim değişikliğine neden olur. İkincisi, bu hareketin sonunda, kısa dönemde olmasa da bir siyasi yapılanma ortaya çıkabilir. Üçüncüsü ve en uzak ihtimal ise, AKP’nin daha aklı başında siyasete yönelmesi olabilir. Daha uzak ihtimal, çünkü burada Recep Tayyip Erdoğan faktörü var. Konya’daki kemerli köprüden, Sinop’taki nükleer santrale kadar her şeyde kararı kendi bünyesinde toplayan bir başbakanın partisinde kırılmalara göz yumacağı düşünülemez.
Bir tek, tekrar seçilemeyecek küskün AKP’lilerin eylemi olabilir ki, bu da AKP’nin almayı düşündüğü oyları azaltmaz, aksine yükseltir.
AKP’de yıllarca bakanlık yapıp da görevden alındıktan sonra yeniden AKP eleştirmenliğine soyunup, CHP’ye de göz kırpan Ertuğrul Günay taktiğine benzer bu milletvekillerinin durumu. Madem bir yığın şeyin farkındaydınız da, neden aklınız şimdi başınıza geldi diye sorarlar adama.
Gelelim satranç oyununa.
MUHALEFET FARKINDA DEĞİL
Gezi Parkı protestoları tüm Türkiye’de tahmin edilenin de üzerinde bir protestoya dönüşünce, hükümet kendi önlemlerini de almak zorunda kaldı. Önce Başbakan’ın taviz vermez kişiliğiyle bir süre diklenir gibi oldular, ama olayların dinmemesi üzerine Başbakan da geri adım atmak zorunda kaldı.
Kuşkusuz bu geri adım atma bir taktikti ve doğru olmayan bilgilerle destekleniyordu. Zaman kazanmak için öne sürülen yumuşatma söylemleriydi.
Ne dedi son olarak Recep Tayyip Erdoğan, “Durun yahu, daha kesinleşmemiş bir proje söz konusu. Gezi Parkı’na bir şey yaptık mı da böyle eylemler koyuyorsunuz. Orada inşaata mı başladık, yıktık mı,”
Bu gibi bir gibi bir yaklaşımdı Erdoğan’ın yaklaşımı. Oysa herkes biliyor ki, Gezi Parkı’na dozerler girip ağaçları sökmek üzere hazırlıklar yapması üzerine olaylar başlamıştı. Sırrı Süreyya Önder’in dozerlerin önüne geçmesiyle de ülke çapında bir protestoya dönüşmüştü.
Alelacele İstanbul 6. İdari Mahkeme’den alınan “yürütmeyi durdurma”kararı da Erdoğan’ın elini kuvvetlendirmiş oldu. Artık bir idari mahkeme kararı olduğundan, yüksek mahkemeye itiraz edilip, oradan “inşaat izni” çıkartılana kadar Gezi Parkı eski haliyle kalacak.
Bu arada hükümetin gözden kaçırdığı çok önemli bir nokta var. Belki farkındalar, ama yüksek sesle söyleyemiyorlar. Yine aynı şekilde, diğer partiler de anlamış durumdalar.
Neredeyse kalkışma” denecek bir toplumsal hareket başladı ve bu Gezi Parkı projesinin çok daha ötesine geçti. Meselenin artık bir avuç çapulcunun Gezi Parkı’ndaki “üç beş” ağacın sökülmesinden daha farklı bir şey olduğu anlaşıldı.
BDP faşistlikle suçladı.
MHP bizi sokaklara çekemezsiniz dedi.
Hatta CHP Gezi Parkı’nın çevresinde dolanmasına rağmen gelen tsunamiyi fark etmedi ve “burada bir milletvekilimizi nöbetçi bırakabiliriz,” dedi.
VEZİRİ VERMEMEK İÇİN PİYON KAYBEDECEK
Oysa aradan bir piyon kaçmıştı. Bilirsiniz, “geçer piyon” denilen piyon, tahtanın en tehlikeli taşıdır. Önüne geçemezseniz, geleceğin veziridir. Önlemek için birkaç taş feda etmek zorunda kalır, geleceğin vezirini öldürürsünüz belki, ama oyunu da kaybedersiniz.
Şimdi vezir olmak üzere yola çıkmış bir piyon olarak başladı Gezi Parkı direnişçilerinin hamlesi. Hükümet, elindeki taşlarla piyonun vezir çıkmasını engelleyebileceğini düşündü ve bu yüzden de piyona çok dikkat etmedi.
Şimdi ise elindeki tüm taşları verse de piyonun vezir çıkmasını engelleyemeyeceğini anlamış durumda.
Bu gibi piyon tehditi olan ve vezir çıkması engellenemeyen taşa karşı oyuncunu terk etmesi, burada da istifa etmesi gerek.
Oysa etmiyor AKP hükümeti, zaman kazanmaya çalışıyor. Yani şimdilik hamle yapmıyor. Süresini sonuna kadar kullanacak ve bu arada geçer piyonu sekizinci kareye gelmeden yok etmeye çalışacak.
Bildiğim kadarıyla, geçer hale gelen bir piyonu durdurmanın bedeli birkaç taş kaybetmektir.
AKP de tahta başında kaybetmiş görünüyor. Eğer tahtanın kenarından bir taş tırtıklayıp da, vezir olmaya doğru giden piyonun önüne koymazsa, durumu vahim.
Bunu yapabilir mi? Yani tahtada olmayan bir taşı getirip vezir adayı piyonun önüne koyabilir mi?
Satrançta bu mümkün değil.
Ama yaşamda mümkün olduğunu çok gördük.

Mümtaz İdil
Odatv.com

15.06.2013 02:22

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.