20 Şubat 2011 Pazar

BU YAZI YARISI DOĞRU BİR MİZANSENDİR

Karanlık bir gece... Dışarıda uğuldayan bir rüzgar ve camları dövercesine yağan sert bir yağmur...
McCarthy yatağında döndü. Bir ara kalkıp perdeleri kapatmayı da düşündü, ama perdelerin sesi kesmeyeceği aklına gelince, vazgeçti.
Parmak hesabı yapmaya başladı... Her akşam uyumadan önce mutlaka yapardı, şimdi artık sabaha birkaç saat kala da yapsa olabilirdi.
Paul Robson... Bu hınzır sürekli zorluk çıkardığına göre öncelikle onu alaşağı etmeliydi... Sonra bir de şu “güneyli bayan” dedikleri Lillian Hellman...
Bertolt Brecht yumuşamıştı, Reagan, Taylor, Ellia Kazan... Hepsi kafeste sayılırdı artık. Bu ikisini halletmeden rahat uyuyamayacaktı.
Hışımla yatağından kalktı, çalışma odasına yöneldi. Bir yığın dosya arasından Lillian Hellman’ın dosyasını çıkardı. Oyun yazarı...
Masanın başına geçti ve bir raporu yarısından itibaren sürdürdü.
Arada “kadim” dostu Richard Nixon’u çağırmış, o da koşa koşa gelmişti.
“Lillian Hellman bir komünisttir. Sovyetler Birliği adına çalışmaktadır. Aklı pek yerinde olmayan bu kadın, her fırsatta komünizm propogandası yapmaktadır. Birlikte yaşadığı Dashiell Hammett, komünist parti üyesidir. Geçenlerde Amerikan başkonsolosluğundan yeni pasaport almak için başvuruda bulunmuş, konsolosluk sakıncalı olduğu gerekçesiyle pasaport vermemiştir...
Gerisini Richard halleder, diye düşündü. Nixon ile çok iyi anlaşıyorlardı. Onu geleceğin ABD başkanı olarak görüyordu. Çok çalışkan ve en az kendisi kadar anti komünistti.
Yazıyı bırakıp yeniden yatağa yöneldi. Artık yağmur ve rüzgar sesi eskisi kadar kuvvetli gelmiyordu kulaklarına.
Richard Nixon yazıyı bitirdikten sonra kağıdı itinayla Lillian Hellman dosyasına yerleştirdi. Artık Hellman için kaçacak yer kalmamıştı.
Birkaç gün sonra mahkeme başkanı belgeyi çıkarıp da Lillian Hellman’ın suratına savurunca, genç kadın Anayasa’nın 5. Maddesine sığınarak susma hakkını kullanacağını söyledi.
Şaşkındı. Böyle bir suçlama hem de isimsiz bir ihbar mektubuyla başkanlık sarayına kadar giden böyle bir suçlama hiç beklemediği bir şeydi. Bunu yapanlar daha kim bilir neler yapabilirdi. Kendini savunmak yerine susma hakkını kullanması en akıllıca tutum olacaktı.
Kolayca anlaşılacağı gibi bu yazı bir mizansendir.
Yarısı doğru bir mizansen.
Aklıma geldi, yazdım.


Mümtaz İdil
Odatv.com



20.02.2011 11:32

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.