17 Eylül 2009 Perşembe

GARİP BİR GARİPOĞLU OLAYI

Vali, koluna taktığı Emniyet Müdürü ile birlikte gecenin ikisinde basın toplantısı yaptı.
Yine Vali, gecenin ikisinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ı yatağından zıplatıp haberi patlattı.
“İstanbul sele teslim oldu.”
Bir muhabir yolda kaza geçirip yaralandı.
Avukat, birdenbire Türkiye’nin en önemli avukatı haline geldi. Aynı cümlelerle aynı ifadeyi gördüğü her kameraya anlattı. Katil zanlısının sucuk ekmek istediğini söyledi. Üzgün olduğunu, ruhsal olarak çöktüğünü anlattı.
“Sel felaketinde, tır parkında arabasında uyuyan şoförler öldü.”
Bütün kanallar “flaş” olarak sabaha kadar Cem Garipoğlu’nun hayatını anlattı.
Eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah cezalandırıldı(!) ve vali olarak tayin edildi.
Baba hapiste, anne Amerika’da, aranan çocuk yol kenarında avukata teslim oldu.
Baba 3 milyon avro istedi (kan parası derler buna Anadolu’da).
“Servis aracı diye kullanılan cenaze arabasında 7 genç kadın boğuldu.”
Muhabirler, saçı ve sakalı uzamış, bitkin vaziyette teslim olan katil zanlısının psikolojik durumunu sorup durdular.
Avukat, daha dava başlamadan baba Garipoğlu’nu suçsuz ilan etti.
Yaşı 18’den küçük olduğu için Üsküdar Çocuk Şube Müdürlüğü’ne sevk edildi.
Buraya beyaz bir araçla geldi, araç arka kapıya yöneldi (buraya dikkat) sonra yeniden ön kapıya yöneldi.
Katil zanlısının psikolojik durumu polislerce de pek iyi bulunmadı. Zanlı polislerle sohbet etti.
Kanallar “teyakkuz” halinde olduklarını açıkladı.
“Annesinin elinden kayıp sel sularına kapılan küçük Dila’nın cesedi hala bulunamadı.”
Vali Güler ve Emniyet Müdürü Çapkın’ın heyecanı bastırılamaz haldeydi. Telaş, katil zanlısının teslim olmasının nedenini açıklamaktı. Onlara göre, zanlının avukatının ifadesinin tersine teslim olmasının nedeni artık kaçacak yerinin bulunmamasıydı.
Yani İstanbul polisi teslim almamış, teslim olmaya zorlamıştı.
Gazeteler manşetlerini yıktı.
Dolar ve Avro’da hafif bir düşüş meydana geldi.
Dış ticaret açığında önemli bir düzelme beklendiği açıklandı.
“İstanbul halkına yeni bir sel için belediyeden uyarı geldi.”
Hükümet, halkı en az on beş gün oyalayacak bir “gündem” yakaladı.
Açılım, açılmak üzere rafa kaldırıldı.
Okulların açılması, harç paraları, çocukların üst başları, servis rezaletleri, trafik açmazları…
Bir sonraki yarıyıla kaldı.
Televizyonlar, gazeteler “Garipoğlu açılımı”na kolları sıvadı.
“Sel felaketinin suçlusu bulundu: Dere yatağına kaçak ev yapanlar.”
Burası Türkiye, diyenler haksız mı yahu!

 A.Mümtaz İDİL
Odatv.com
17.09.2009 00:00

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.