28 Temmuz 2013 Pazar

İspanya İç savaşı ile Gezi direnişinin ne ilişki var

26 Nisan 1937’de Franko faşizminin İspanya’yı inlettiği sıralarda Bask bölgesindeki Guernica kenti tarihi bir trajedi yaşadı.
Almanlara ve İtalyanlara ait uçaklar, Guernica kentini bombaladı ve 250 kadar sivilin ölmesine kentin de yerle bir olmasına neden oldu. Saldırının acımasızlığı yanında, Avrupa tarihinde sivillere yönelik ilk büyük hava saldırısı olarak tarihe geçti.
Birçok insan da sığınaklara kaçarak hayatta kalabildi. Henüz 2. Dünya Savaşı başlamamış olduğundan, savaşın ilk ayak sesleri olarak nitelendi. Avrupa’yı korkuya boğdu, korkunun egemen olduğu bir “imparatorluk”haline gelmesini sağladı.
Avrupa tedirgindi, zira Guernica’da sivil halka saldıran faşist Alman ve İtalyan güçleri ilk “provalarını” Guernica üzerinde yapmışlardı ve Avrupa halkı bunun tüm kıtaya yayılmasından korkuyordu.
Şehir bombardıman sonrası tanınmayacak hale gelmişti. Pablo Picasso, dehşetin resmini yapmaya koyuldu ve akıllara kazınan dünyanın en önemli tablolarından birini yarattı.
Guernica, Pablo Picasso’nun tablosunda da yansıttığı gibi büyük bir hüzün abidesi olarak anıldı hep, ancak neden bombalandığı konusu yeterince araştırılmadı. Guernica’nın, Franko karşıtı cumhuriyetçilerin geri çekilme yolu üzerinde olması dışında fazla bir özelliği yoktu. Kent cumhuriyetçilerin elinde sayılırdı, ama hiçbir çatışmaya girmemişti. Bu nedenle de kendilerini savunmak için, özellikle de hava saldırısına karşı koymak için silahları yoktu.
Kente saldırının İspanyollar tarafından verilmesi de daha sonraları çok tartışıldı. Guernica cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu bir kent olmasına rağmen, stratejik açıdan vazgeçilmez bir nokta da değildi, cumhuriyetçilerin sayısı da tehlikeli boyutlarda sayılmazdı. Tüm kentin nüfusunun o sıralarda beş bin kadar olduğu sanılıyor. Ama bu kentin neden bombalandığı bugün bile kocaman bir soru işaretidir. Bazı akıl yürütmeler yapılmıştır. Mesela milliyetçilerin bölgeyi tamamen ele geçirmelerini sağlamak amacıyla olduğu öne sürülmüştür. Bir diğeri de yukarıda belirttiğim gibi, cumhuriyetçilerin kaçış yolunu kapatmak için bombalandığı söylenir.
Kent beş kez bombalandı. Oysa kenti bombalama emri verilmemişti. Önemli olan, cumhuriyetçilerin kaçabileceği geri plandaki köprüler ve yolların bombalanması istenmişti. İlk bombalamalar sırasında kent çok büyük hasar görmemişti, ama ardından gelen dördüncü ve beşinci akınlarda hasar biraz daha arttı. Ama henüz asıl saldırı gerçekleştirilmemişti.
Aynı gün öğleden sonra Alman uçaklarının yaptığı saldırı sonucunda sivil kayıplar oldu. Kent bombalanıyordu, ama kent halkı neden bombalandığını bir türlü çözemiyordu.
Keyfi gaz sıkmaya benziyordu bu. Ortada bir saldırı bir tehdit olmadığı halde polisin duran veya yürüyen kitlelerin üzerine nedensiz olarak gaz sıkması gibiydi. Plastik mermiler ise Alman uçaklarıydı.
Türkiye’nin her yeri bir Guernica olmuştu bir ayı aşkın süre. Taksim ve Ankara’nın Kuğulu Park’ı başı çekiyordu. Gün geçmiyordu ki, parklarda toplanan insanların üzerine tazyikli su, biber veya portakal gazı ya da plastik mermi sıkılmasın.
Pablo Picasso, Guernica’nın harebeye dönen halini, kaçışan insanları, ölenleri tablosuna yansıttı ve ölümsüzleştirdi.
Adını öğrenemediğimiz, aşağıdaki fotoğrafı çeken kişi de Guernica İstanbul’u ölümsüzleştirdi. Picasso olsaydı nasıl bir tablo çizerdi, bilinmez ama fotoğraf bile insanın tüylerini diken diken ediyor.
İyi bakın resme: Orada kaçmaya çalışan insanlar birbirlerini ezebilirdi de. Orada ürken insanlar geri dönüp çatışmaya da başlayabilirlerdi. Zira üzerlerine neden su sıkıldığını, neden gaz atıldığını bir türlü anlayamıyorlardı. Yapılan protesto yürüyüşüydü. Demokratik bir ülkede normal karşılanması gereken bir karşı duruştu. Şiddet yoktu. Ama şiddetle karşılık veriliyordu.
Elbette insanlar şaşkındı ve elbette Picasso olsa bir Guernica daha çizerdi bu masum halkın hoyratça itilip kalkınmasını en çarpıcı biçimde çizerdi.
Ama bu fotoğraf da yeter. Tarihe Guernica İstanbul olarak geçecektir. Benzer bir yığın şiddet fotoğrafıyla birlikte.
Başbakan Erdoğan hala Türkiye’deki şiddeti eleştirenlere, “Mısır’ı neden görmüyorsunuz, orada ölenlere niye ses çıkarmıyorsunuz,” diye bağırıyor.
İyi ama bizde “ileri demokrasi” var, onlar ise darbe rejiminde. Hiç elmayla armut toplanır mı?
Neyse, kim bu kareyi yakaladıysa eline sağlık demekten başka söz kalmıyor geriye.
A.Mümtaz İdil
Odatv.com

28.07.2013 03:04

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.