12 Kasım 2012 Pazartesi

Mümtaz İdil: "Yerli tip" başkanlık sistemi nedir

Ortaya karışık…
AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın önerdiği başkanlık sisteminin tam adı bu.
Kaz ciğeri, dana bonfile, kuzu sırtı, tavuk budu ve tam ortaya da ızgaradan yeni çıkmış lüfer…
Dünyadaki başkanlık sistemleri incelenecek, en iyileri alınacak ve bundan bir “kolaj” oluşturulup, sisteme oturtulacak.
Vaktiyle bir roman yazarı, bilinen yedi tekniği de kullanarak bir roman yazmış ve kendisine dünya çapında ün getireceğini sanmıştı, ama roman yerine ortaya bir metin bile çıkmamıştı.
Dünyanın aklı yok mu da, kendileri de aynı şekilde bir “başkanlık” sistemini oradan buradan tırtıklayıp en iyi bölümlerini almayı düşünemediler?
Başkanlık sisteminin ne olduğu ortada. Dünya'da monarşi ile yürütülen çoğu ülkede başkanlık sistemi demokrasiye pamuk ipliğiyle bağlıdır.
Başbakan Erdoğan, Brunei dönüşü şöyle diyor uçakta: “Ben illa ABD sistemi olsun demiyorum. Öyle çalışalım ki Türk sistemi olsun. Çok farklı sistemlerin bize faydalı yanlarını alalım, kültürel ve toplumsal yapı farklılığı nedeniyle uygulayamayacağımız yanlarını ayıklayalım. Katılımcı karar alma sistemi oluşturalım, tartışalım.”
Kulağa hoş geliyor, ama kazın ayağı hiç de öyle değil.
Bu arada önemli bir noktaya değinmekte yarar var: Başkanlık sistemi ile diktatörlük arasında ne gibi bir fark var, bunun net çizgilerle ortaya konması gerek. Zira başkanlık sistemiyle yönetildiği iddasında bulunan birçok ülkede diktatörlük hakim durumda.
Başkanlık sistemiyle parlamenter sistemle elde edilen birtakım özgürlüklerin ortadan kalkması tehlikesine karşı ne gibi önlemler alınacağı da merak konusu.
Yürütmenin tek kişinin elinde olmasının doğuracağı sakıncalar ne tür önlemlerle bertaraf edilecek? Bunun yanıtı da yok. Dünyada yok zaten. Dünyada olan, İrlanda veya Portekiz’de olduğu gibi, sembolik başkanlık sistemidir ki, Tayyip Erdoğan’ın asla kabul etmeyeceği sistem de budur. Başbakan Erdoğan için en uygun başkanlık sistemi Güney Afrika, Botswana gibi ülkelerde uygulanan güçlü devlet başkanı yönetimidir.
Büyükşehir yasasının da aslında başkanlık sisteminin bir alt yapısını oluşturmak için hazırlandığı ortada. 14 Büyükşehir’den 29’a çıkartılan bu yasayla, belediyelerin yetkileri il sınırına kadar uzanacak. ABD’deki sistemden kopyalanmaya çalışılan bir bölüm de yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ve bir çeşit eyalet sistemine geçilmesi. Bir çeşit Japonya’nın da uyguladığı sistemdir bu.
Yeniden sorularımıza dönersek: Uygulanması düşünülen “yerli tip”başkanlık sisteminde, halk tarafından seçilen “başkan” ayrıca bir başka kurul tarafından göreve atanacak mı? Yine bizim yerli malı başkanlık sistemimizde yasama meclisi ile başkanlık birbirini denetleyecek mi, yoksa başkan denetlenemeyecek mi? Kuvvetler ayrılığı sisteminin akibeti ne olacak? Kuvvetli başkanlık sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesini zedelemeyecek mi? Kendisini seçen halkın isteği politikaları uygulamayı reddeden bir başkan görevden nasıl alınacak?
Her şeyden önce başkanlık sistemi, yürütmenin tamamen sistem olarak değişmesi anlamına geliyor. Bu ise parlamenter sistemdeki tüm hamlelerin yeniden atılması demek. Yukarıda sorulan tüm soruların da cevaplanmasını gerektiriyor. Bu sorular yanıtlanmadığı sürece, başkanlık sisteminin monarşiye dönüşmesi bir pamuk ipliğine bağlı. İkisi arasındaki farkı dengeleyen ise, başkanı kontrol edecek mekanizmalardan oluşuyor.
Başkanlık sisteminin her aşamada bir diktatörlüğe dönüşme riski var. Hatta, hemen tüm başkanlık sistemlerinin sonunda mutlaka diktatörlüğe dönüştüğüne yönelik hipotezler de mevcut.
Kimi gözlemcilere göre, başkanlık sistemi uygulayan tüm ülkelerde istikrarlı bir demokrasi yaratmadığıdır.
Başkanlık sistemiyle yönetilen Afganistan, Filipinler, Surinam, Tanzanya, Uganda, Zambiya, Sri Lanka, Sudan, Kenya gibi ülkelerde demokrasinin ve özgürlüklerin ne derece geniş tutulduğunu gözlemek yeterli ipuçları verebilir.
Türkiye’nin başkanlık sistemine doğru gittiği şu günlerde; elin oğlu aptal mı da kendine göre dünyada uygulanan sistemlerden “yerli” bir sistem oluşturmuyor? Bunun mümkünlüğü sizce ne kadardır.
Bence yok.
Mümtaz İdil
Odatv.com

12.11.2012 16:22

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.