13 Mart 2014 Perşembe

Küçük Prens

Ey açgözlü güruhla, muktedirin 
çevresini saranlar!
Özgürlüğün, insanlığın, onurun cellatlığını yapanlar.
Kanun gölgesinde sinsice bekleşirken sanırsınız ki,
Karşınızda adalet yok, hak hep sussun istersiniz!


Mihail Yuryeviç Lermontov (Şairin Ölümü)


Berkin Elvan öldürüldü. Aşağılık birinin hedef gözeterek attığı gaz kapsülüyle yere yığıldı kaldı. Lermontov’un Puşkin için yazdığı şiirdeki gibi, “onurun esiri olarak” öldürüldü. Artık mağrur başı önüne düşmüş durumda. Katilinin asla bulunamayacağını o da biliyordu, küçücük yüreği kaldıramadı aldığı yarayı.
Berkin Elvan öldürüldü, bu ayıp milyonlarca dolarlarınızdan, ses kayıtlarından, ihale fesatlarından... Ne bileyim, tüm ayıplardan ötedir artık. 14 yaşında bir yavrunun kanı var “destan yazanların” ellerinde, suratlarında.
Gördü mü acaba muktedirler, küçücük yavrunun kağıttan yaptığı uyduruk uçurtmasıyla kapının önünde koşturduğunu. Uçmuyordu o uçurma Berkin, sen koşuyordun, ama o peşinden yerlerde sürükleniyordu sevgili yavrum. Dolar filan bağlı değildi kuyruğuna, uçmuyordu. Kimse sana söylemedi uçurtmanın uçamadığını, sen uçuyormuş gibi koştun hayallerine koşarcasına.
Duygusallığa yer yok Berkin, sevgili yavrum. Artık bizim duygusallıklarımı duyamayacak kadar uzaktasın ve biz bunun hesabını sormakla yükümlüyüz. Bu ülke sınırlarında yaşayan herkes bunun hesabını sormak veya vermek zorunda.
Gördün mü Berkin, senin uyanman için kapında nöbet bekleyenleri polisler kovaladı, gözaltına aldı, tartakladı. 16 kiloya düşmüş bedeninden bile ürktüler, “ya uyanırsa” dediler. Sanki uyansan katilini göstereceksin sandılar. Senden bile korktular Berkin, cılız vücudundan, koynuna düşmüş o sevilesi başından, kapkara gözlerinden korktular.
Korku öyle bir sardı ki muktedirleri Berkin, artık senin simgeleşmenden bile ürküyorlar. Titriyorlar Berkin, inan bana titriyorlar. İnandıkları tüm değerleri yerle bir ettin bir anda. Ölümünle yeri doldurulamayacak bir intikam aldın onlardan.
Ali Derya, Mesut doğunca “hoş geldiniz bebekler” dedim onlara Berkin, ama sen ölünce içimi dehşetli bir korku kapladı. Onları ölümün beklemediğinden emin olamadığım korkusu sardı her yanımı. Korktum sen ölünce Berkin, dehşetli korktum. Yaşımdan utandım, yaşadığım yıllardan utandım ve küçücük bir bedeni ayağa kaldıramadığımızdan kahroldum.
Sözlerin artık bir anlamı yok Berkin, biliyorum. Yeni yaşına girdiğinde “biraz daha büyüdü, artık kalkacak yaşa geldi,” diye sevinmiştik bile. Şakası bile hoştu senin kalkacağın gün neler yapacağımızı anlatmanın. Ama olmadı, ölüm seni kör karanlıklarda değil, sabahın kör ışığında yakaladı.
Biliyor musun Berkin, bundan böyle resmin her tarafı süsleyecek. Bu, seni öldürenlerin bir saniye bile aklından çıkmayacağı kabus olacak. Hepimiz senin o melek yüzünü, koca gözlerini, kapkara kaşlarını yücelteceğiz, yüreğimize yerleştireceğiz. Yedi Haziran şehidi verdi gençlik, en genci, en habersizi, en oyun çağında olanı sendin Berkin ve sen sekizinci oldun. Cebine tabanca bile koyabilirlerdi bunlar Berkin, tutanak tutmuşlardı üzerinde bomba bulundu diye. Daha Jules Verne’i, Küçük Prens’i, Pollyanna’yı bile okumadan seni terör örgütü üyesi yapmışlardı. Uyansan sorguya çekeceklerdi, inan.
Seni öldürenler mutlaka hesap verecekler Berkin, bundan kuşkun olmasın. Mutlaka. Bugünlerde olmasa da yarınlarda ortaya çıkacaktır seni öldürenler. Yürekleri daralacaktır, çocuklarını sevemeyeceklerdir, aynaya baktıklarında çünkü sen onlara bakacaksın aynalarından Berkin, hep seni görecekler ve bir gün ölümü özlediklerini hissedecekler.
Böylesi bir kahır bekliyor onları, ama sen göremeyeceksin yazık ki.
Bu ülkenin yüreğinde insan sevgisi olanları seni asla unutmayacak Berkin, asla! Sen hepimizin çocuğuydun, uyanmanı bekledik uyanmayacağını bile bile. Umut hep vardı, kendini saklamış da olsa, hep vardı.
Artık söyleyecek söz bulamıyorum Berkin, sadece utanıyorum. Başkaları adına utanmanın ne demek olduğunu bilecek kadar büyüyemedin ne yazık ki.
Söz bitti Berkin, yazacak kelime kalmadı.

Mümtaz İdil

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.